13 Haz 2009

Fazla abarttık :)

Yazar: Arzu Ilgaz | Kategori: Bilgisayar ve İnternet

Birazdan okuyacaklarınız size tanıdık geliyorsa… üzgünüm ama… o zaman sizde bağımlı arkadaşlardansınız :)

  • Modeminizi kapattığınızda içinizde bir burukluk hissediyorsanız;
  • Defterinizdeki tüm adreslerde @ varsa;
  • İnternet erişimi olmadığı için sevgilinizle haberleşemiyorsanız;
  • Telefon faturanız 2 sayfadan fazlaysa;
  • Bilgisayarınızla beraber yatmak istediyseniz;
  • Bilgisayar masanızın sandalyesini bir klozetle değiştirmeyi düşündüyseniz;
  • Gülümsediğinizde başınızı yan çeviriyorsanız; :-)
  • Eşiniz devamlı olarak evlilikte iletişimin önemini vurguluyorsa ve siz de bunun üzerine kendisine yeni bir telefon hattı ve modem aldıysanız;
  • Kelime işlemcinizle bir şeyler yazarken her noktadan sonra “com” yaziyorsanız;
  • “0,1,2,3,4,5,6,7,8,9,A,B,C,D,…” diye sayıyorsanız;
  • Rüyalarınız 256 renkse;
  • Asansöre bindiğinizde gitmek istediğiniz kata ait düğmeyi çift tıklıyorsanız;
  • Gözlükçü gözlük numaranızı sorduğunda 640×480 diye cevap veriyorsanız;
  • İnternetten son zamanlarda sakız siparişi verdiyseniz;

İşte o zaman bu internet işini biraz fazla abartmışsınız demektir…

12 Haz 2009

Cep telefonu VS. Kuran

Yazar: Arzu Ilgaz | Kategori: İslam

Çok merak ediyorum.

Acaba telefonlarımıza gösterdiğimiz ilgiyi, Kuran’ımıza aynı şekilde göstersek ne olur?

O’nuda çanta veya ceplerimizde taşısak,
Evde unuttuk diye, eve geri dönüp alsak yanımıza,
Gün boyu O’nunla ilgilensek, her dakika açıp baksak,
Yada O’ndan gelen mesajları büyük bir içtenlikle okusak, anlasak,
O’nsuz yaşayamayacakmışız gibi davransak,
Çocuklara hediye olarak versek O’nu,
Yolculukta kullansak,
Önemli bir kaza veya olayda, yada kötü birşey olduğunda O’ndan yardım alsak,
Ne olurdu, hep O’nunla yatıp O’nunla kalksak?

Şimdi düşün bakalım.

Senin Kuran’ın nerede?

7 Haz 2009

Mucize

Yazar: Arzu Ilgaz | Kategori: Hayatın içinden

Muhteşem.

Nasıl anlatmam gerektiğini, nasıl ifade ediceğimi bilmiyorum. Söyleyebileceğim tek şey, Allah’in kudreti, O ve O’nun yarattığı herşey, gerçekten inanılmaz ve mükemmel.

Hamile

Evet. Yengem minicik yeğenime hamile. Geçen gün orada kaldım. Oturuyorduk yengemle. Birden “Arzu, getir elini” dedi yengem. Önce tam olarak nedenini anlayamamıştım. Verdim elimi ve… inanılmazdı. İçerideki minik el benimle tokalaşıyordu “Merhaba” dercesine. O kadar tuhaf bir duyguyla doldum ki o an. Herşeyi unutturuveriyordu. Yengemi düşünemiyordum bile. Canının içinde can taşıyor, kolay mı?

Aslında o kadar fazla hissetmemiştim bile. Fakat hissettiğim o ufacık bir titreme bile, beni sevince boğmuştu. Gerçekten muhteşemdi.

İşte bu ufaklık yüzünden bana bir bebek merakı sardı. Artık her hafta gebelik sitelerine girip, hangi hafta, bebişlerin hangi organlari vb. oluşuyor diye takip etmeye başladım(!). Neredeyse yengemden beterim :)

Yeğenimi sabırsızlıkla bekliyorum :)

1 Haz 2009

Özür dileriz delikanlı. Bağışla bizi genç hanım…

Yazar: Arzu Ilgaz | Kategori: İslam

Delikanlı özür dileriz, namaza başlarken sanki biz zamanında hiç zorlanmamışız gibi seni full çekmeye zorladık. Tuğlaları üst üste koymana izin verecek bir rahatlık sunmadık sana. Yakaladığın namazlara köreldik de, kaçırdıkları için yazıklar ettik.

Namaza alışırken ayağının dolanabileceğini, yürürken düşebileceğini hesaba katmadık. İçindeki tereddütleri ciddiye almadık. Kendi kendine sorduğun sorulara hiç yokmuş gibi sağırlaştık. Elbette ki lüzumsuz gelecekti sana namaz en başında. Başımızı ellerimizin arasına alıp bir kaç dakika olsun düşünmedik: Öyle kolay değil ki arzulamak hiç alışık olmadığını? Öyle hemen oluvermez ki hiç tanımadığını yanına yoldaş eylemek? Kim susamadan su içer ki? Kim acıkmadığı yemeğe iştah duyar ki?

Mecbur tuttuk seni… Başka yolu yok! dedik. Mecbur olmasına mecburdur namaz.. Yalan yok; farzdır. Dinin direği. Gözümüzün aydınlığı! Teşekkürlerin en güzeli.. minnettarlığımızı ifade etmenin en şık, en zarif yoludur namaz! Kulluğumuzun en somut biçimi… Elle dokunulur, gözle görülür bir teşekkür zirvesidir.. Sormadık kendimize: Zorla mı teşekkür eder insan?

Zorunluluk olarak takdim edilir mi hiç minnettarlık? Gösteremeyince sana Rabbimizin bizi ne kadar çok şeyle sevindirdiğini, içine zoraki minnettarlıklar atmaya kalktık. En başta biz hissedemeyince üzerimize hiç hesabsız, hiç sebepsiz, hiç karşılıksız indirilen o iyilikleri, sana da ancak istesen de istemesen yapacaksın diye farzları saydırdık, soğuk ve resmî zorunluluklar listesi içinde sürdük namazı önüne. Hiç görmedin ki yüzümüzde nimetlere boğulmanın o şımarıklık neşesini, hiç hissetmedin ki yüreğimizde her sabaha yeniden uyanma sevincini? Bizden sana huzur bulaşmadı ki… Bizden sana neşe taşmadı ki…

Elbette ki sabırsızdır insan… Hele de gençler… Biz yaşımızı başımızı aldık, ırmağın öbür yakasına geçtik. Durulduk. Sakinleştik. Ama sen! Beri yakasındasın hayatın. Hırçın yanındasın şehrin. Kıpır kıpır tenin. Duygu kasırgalarında savruluyor saçların. Sana varlığın müziğini aktaramadık. Namazın yüzümüze tebessümler kattığına tanıklık edemedik. Kıldık namazları kılmasına, ama seccadeyi toplarken namazın gerçeğini de bir kenara dürdük. Namaz kıldıkça güzelleşseydik, neşelenseydik, incelseydik, sen de imrenirdin bize. Sanki bir büyü var burada diye, sen de sokulurdun yanımıza..

Namaz

Namaz dediğin sadece bir gün kılınır demek isterdik sana… O da bugündür. Bak, dün gitti; yarın da gelmedi. Sen sadece bugün kıl, gerisine karışma! diyecek kalenderliği gösteremedik sana… Bitmeyecek sandın namazı. Yarın, yarından sonra, yarından sonradan da sonra…. Derken yığıldı üzerine binlerce vakit, binlerce rekat… Ezildin kılacağın namazlar altında. Şimdiden üşümeye başladın soğukta alacağın abdestlerin suyunda… Kulağına fısıldayıverseydik ya Rabbimizin sözünü: Ben senden yarının ibadetini istemiyorum ki… Bugün kıl, yeter.. Hatta bu vaktin hakkını ver, yeter! Hem sonra, ne biliyorsun, o kadar uzun süre yaşayacağını.. Belki bitecek ömrün; namazların da bitecek… Sana bugün kıldığın namazın ışığı kalacak… Rabbin diyecek ki, Madem ki bugün kıldın, yaşasaydın bir ömür boyu kılacaktın.. Bir güne verdiğin namaz rengi, bir ömrüne taşacak; bin ömürlük bir sonsuzluğa taşıyacak seni..

Sana Rabbini tanıtırken, kılı kırk yarar, ince eleyip sık dokur, mükemmeliyetçi bir imaj çizdik, seni vesveselere saldık, yorduk, kırdık, usandırdık. Rabbinin yaptıklarını beğenmeyeceğine inandırdık önce seni. Seni sevdiği, sana merhamet ettiği ap açık ortadayken, önce korkmanı istedik Ondan… Oysa, insan sevmediğinden korkmaz ki, korkamaz ki… ALLAHtan korkanlar Onu hakkıyla sevenlerdir, Onun kendilerini fazlasıyla sevdiğini bilenlerdir… Korkarlar; çünkü o sevgiyi kaybetmek üşütür insanı, o kadar sevilmişken yüz çevirmek acı verir insana… Kaybedeceği şeyi olanlar korkar!

Şöyle diyebilmeliydik sana: Namaz kılarken Rabbinin sana aferin! dediği haldesin. Şöyle de diyebilmeliydik: Namaz kılarken, Rabbinin en çok sevdiği En Sevgilinin (a.s) bulunduğu haldesin.Sevinmelisin. Sevildiğini bilmelisin. Sevildiğini bilip de öyle varmalısın secdelere. Bırakıp her şeyi namazın kucağında atabilmelisin hüzünlerini. Durdurup oyunları, başından atıp telaşları, en sahici olduğun yerde, en çok onaylandığın halde, namazda, neşelere boğulabilmeli, sevinçlere sarılabilmelisin.

Özür dileriz delikanlı.

Bağışla bizi genç hanım…

7 May 2009

Manyak T-shirt’ler!

Yazar: Arzu Ilgaz | Kategori: Galeri

Bobiler.org’dan alıntı yaptığım bu resimleri sizlerle paylaşma gereği duydum. Fikirler harika ve açıkcası bir veya iki tanesini kesin yaptırırım kendime (:

29 Nis 2009

Resimdeki bebek nerede?

Yazar: Arzu Ilgaz | Kategori: Beyin ve Psikoloji

Resimde bir bebek var. Peki ama siz bu bebeği bulabilecekmisiniz bakalım…

Bebek

Buldunuz mu?

21 Nis 2009

Doğum günü

Yazar: Arzu Ilgaz | Kategori: Hayatın içinden

Uzun süre 18. yaşımı bekliyordum. “18 oliyim, şunu bunu yapıcam, şöyle olcam” diyordum. 18 oldum - hala aynıyım (:

Her neyse. 18 yaşım aslında güzel başlamadı. Her ne kadar dilim “doğum günü benim için önemli değil” desede, içim hiç öyle söylemiyordu.

30 Ocak’ı 31′ine bağlayan gece, mesaj bombardımanına uğrayacağımı düşünmüyordum elbette, ama en azından tek bir mesaj gelir diye düşünüyordum - ve o mesaj geldide. Saat 00:00′yi biraz geçmişti Danimarkada, gönderen ise Türkiyede olduğundan orda saat o sıralarda 01:00′i geçmişti. Hayatımda ilk defa böyle saçma bir doğum günü mesajı almıştım, üstelik gönderenin benim üretici kuzenim olması, beni gerçekten hayal kırıklığına uğratmıştı. Normalde o çok güzel mesajlar yazar, beni hep mutlu ederdi. O mesajdan sonra artık kimsenin beni hatırlamayacağı, hatırlasada önemi olmayacağı, sonuçta yenilikci deli dolu kuzenimin bile, öylesine bir mesaj yazdığı konusunda kendimi inandırınca, artık geriye uyumaktan başka birşey kalmıyordu. Bende uyudum…

31 ocak 2009 sabahı cumartesi gününe denk geldiği için, okul vb. olmadığından rahat rahat uyuyabilirdim geç saate kadar. Ama ne hikmet ise, sabahın 8inde uyandım. Dön o yana dön bu yana, yok olmuyor, uyuyamıyorum. Tüm ev ahaliside uykuda, kalksam ne yapıcam? Sonunda dalmışım yine…

O sıralar interneti uzun süre açmamıştım, ortalıkta yoktum. Hem dersler hemde bazı olaylardan dolayı canım istememişti bilgisayarla uğraşmak.

Neyse uyandım ben yine, saat’e bakıyım dedim telefonda, o an ki uyku sersemliğiyle ekranda 2 mesaj alındı yazınca, dedim ben herhalde hala uyuyorum, yoksa bu telefona mesaj geldiğini, helede 2 mesaj birden geldiğini, çok nadir zamanlarda görmüşümdür. Gözlerimi ovuşturarak, açtım mesajları. İlk mesajı okumaya başladım. Gönderende, yazılanlarda çok özeldi ve o mesaja uyanmak gerçekten mükemmeldi. Bir önceki gecenin hayal kırıklığını ortadan kaldırmış ve beni inanılmaz mutlu etmişti. Biricik Patronum sağolsun (: Ama aksilik değil mi işte, tam cevap vericektim, kontör yok! Ne yapiyim ne ediyim derken, ikinci mesajı okudum, oda kardeşimden gelmiş, uzun zamandır internete gelmediğim için merak etmişler derkene, ben hemen PC’yi açtım. Çünkü çağrı dahi atıcak kontörüm yok, belki msn’delerdir diye (nasıl bir düşünceyse, sabahın 9unda, milletin msn’de ne işi olcak? En azından benim pek msn üyem yok o saatte açık olan bir cumartesi günü). Aynen umduğum gibide kimse yoktu, ama cevrim dışı mesajları vardı. Hiç ummadığım kişiler msn’de olsun, facebook’ta olsun, hatta bazıları mail atmış, yazmış hatırlamışlar.

Hepsine tekrar tekrar teşekkür ediyorum, hatırladıkları için!

Gün boyu gelen diğer mesajlar, kuzenlerimden, Danimarkadaki ve Türkiyedeki arkadaşlarımdan… Hepsi çok güzeldi. Gece beni hayal kırıklığına uğratmış olan kuzenimde, sabah beni aramış ve amacının, benim doğumu günümü ilk kişi olarak kutlamak istediği için uyumamış ve uykusuzluktan olsa gerek ki saçma sapan bir mesaj yazdığını kendide anlamıştı, ve bende bu duruma çok gülmüştüm (: Deli kız işte… Hoşuma giden doğum günü olaylarından biriydi onun bu davranışı…

Bazı iyi kız arkadaşlarımda msn nicklerine yazmışlar, Gülüm’de internette “hediye” hazırlamış, görmek isteyenler buraya tıklayarak görebilirler, hatta kesinlikle izleyin, çok güzel :))

Bunların dışında, aşkımın canım ciğerimin sabah yazdığı mesaj ve canım kardeşimin benim için hazırlamış olduğu site
beni çoktan çok mutlu etmişti. İkinizde çok değerlisiniz (:

Kısaca unutulmuş biri olarak geçireceğimi sandığım 18. doğum günüm, hiçte beklentilere uymadı - çok şükür! :))

17 Nis 2009

Siz nasıl müslüman oldunuz?

Yazar: Arzu Ilgaz | Kategori: İslam

Bu video’yu izlediğimde, inanılmaz etkilendim. Allah’ın rahmetinin her yerde olduğunu tekrar fark ettim.

Aslında diyecek birşeyim yok, sadece bu mükemmel video’yu izlemenizi tavsiye ederim…

YouTube Preview Image YouTube Preview Image
5 Nis 2009

Altın Oran ve Kabe Mucizesi

Yazar: Arzu Ilgaz | Kategori: İslam

Altın Oran ve Kabe Mucizesi

http://www.vimeo.com/3414223

Bu video’yu izlemenizi kesinlikle tavsiye ediyorum !

31 Mar 2009

Kurtuluş

Yazar: Arzu Ilgaz | Kategori: İslam

Facebook’ta üye olduğum bir gruptan gelen mesajı sizlerle paylaşmak istiyorum:

  • Günde 40 rek’at namaz kılıyoruz. Bu 40 rek’atın 17’si farz, 3′ü vâcib, 20’si sünnettir.
  • Bir senede 14.600 rek’at namaz kılıyoruz.
  • Ramazan’da 600 rek’at teravih namazı kılıyoruz.
  • Toplam bir yılda 15.200 rek’at namaz kılmış oluyoruz.
  • Akşam namazından sonra kılınan evvabin namazı, kuşluk vaktinde kılınan duha namazı, gece kılınan teheccüd namazı gibi nâfile namazlar 15.200 rek’at sayısı dışındadır.

Namaz kılan bir mü’min bir günlük namazında neyi ne kadar zikrediyor; hiç düşündünüz mü?

Gelin orta lama bir rakam çıkaralım:
Namaz kılan bir mü’min bir günde en az:Dua

  • 40 def’a Besmele çekiyor.
  • 40 def’a Fatiha sûresini okuyor.
  • 80 def’a Rabb’imizin er-Rahman ismini söylüyor.
  • 80 def’a er-Rahim ismini söylüyor.
  • 213 def’a Allah-u Ekber diyor.
  • 120 def’a Sübhane Rabb’iye’l-Azim, diyor.
  • 240 def’a Sübhane Rabbiye’l-Âlâ, diyor.
  • 15 def’a Sübhaneke duâsını okuyor.
  • 40 def’a Semi Allahu limen hamideh diyor.
  • 40 def’a Rabbena ve leke’l-hamd diyor.
  • 40 def’a Âmin (Ya Rabbî! Duâlarımı kabul buyur) diyor.
  • 33 def’a Zamm-ı Sûre okuyor.
  • 21 def’a Ettahiyyatü’yü okuyarak Peygamberimize selâm gönderiyor.
  • 21 def’a Kelime-i Şehadet’i söylüyor.  26 def’a omuzundaki meleklere ve yanlarındaki Müslümanlara Selâm veriyor.
  • 13 def’a Allahümme ente’s-Selâmü ve Minke’s-Sel âmu Tebârekte ya Zelcelâli ve’l-ikrâm, diyor.
  • 13 def’a Rabbenâ Âtina, duâsını okuyor.
  • 13 def’a Rabbenâğfirli, duâsını okuyor.
  • 15 def’a Allahümme Salli selâvatını okuyor.
  • 15 def’a Allahümme bârik selavatını okuyor.
  • 15 def’a Euzübillâhimineşşeytânirrâcîym diyerek şeytanın şerrinden Allah’a sığınıyor.
Bu zikrettiklerimiz sâdece namazın içinde okunanlardır. Namazdan önce ve sonra okunanlar ve tesbihatlar bu rakamların dışındadır.
60 yıl yaşayıp da kulluğunun gereklerini yerine getiren bir mü’minin yaptıklarını ve söylediklerini bu kadar yıl hesabıyla hesaplayın bakalım, ne çıkacak karşınıza.

YARABBİ! Beni ve neslimi namazını dosdoğru kılanlardan eyle kıyamet günü beni ana-babamı ve tüm inananları bağışla… AMİN.