Kızmaya zaman yok


Bugün…
Evet, evet. Bugün, kızgın olduğun kim varsa karşısına geç.
Onun yüzüne dikkatle bak.
Ta, gözlerinin içine.

Minicik pırıltıları yakalamaya, ifadeleri çözmeye çalış,
gözbebeklerinde SON DEFA!!
Ve onun gözlerinden ayırmadan gözlerini, şu sözü anımsa:
O, çok kısa bir zaman sonra ÖLECEK!
Senin için çok kısa zaman ne demektir?
Üç gün!..
Üç gün sonra öleceğini biliyorsunuz artık onun; ama o bilmiyor.
Davranışın değişir mi ona karşı?
Üç gün sonra ölecek bir yakınınız sizi kızdırabilir mi?
Veya ona kızdığın olay gerçekten kızmaya değer mi?
Üç gün çok mu kısa?..
Onun gönlünü bile almaya yetmez mi?
O zaman otuz gün sonra onun “bir daha gönlünü alamayacağın uzaklığa” taşınacağını düşün.
Kabri başında oturup ağlamak mı,
yoksa dizi dibinde oturup konuşmak mı daha kolay, daha az can acıtıcı????
Bırakalım hadi üç günü, otuz günü…
O insanın ücyüz, hadi ücbin gün sonra öleceğini hesap edin.
Çok mu uzun!…
Bitmeyecek kadar mı?..
Bugün… Evet bugün bir görünmez gözlük tak gözüne ve çevrene onunla bak.
Ailen’deki insanlara bu gözlükle bak…
Okuldaki veya işyerindeki arkadaşlarına bu gözlükle bak.
Ve hatta bu yazıyı, o gözlükle oku;
YARIN YOK
Bugün herkese, her yere ve her şeye dikkatle bak…
AYNALARA BİLE!!
HAYAT, KIZMAK İÇİN ÇOK KISA!

(Alıntı)



Hayal ve gerçek


Babasının işi nedeniyle çocuğun orta öğretimi kesintilere uğramıştı. Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve ne yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını istedi hocası.

Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 sayfalık bir kompozisyon yazdı. Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlattı. Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin krokisini de çizdi. Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterdi. Krokiye, 200 dönümlük arazinin üzerine oturacak 1000 metrekarelik evin ayrıntılı planını da ekledi. Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık ödev , tam kalbinin sesiydi…

İki gün sonra ödevi geri aldı. Kağıdın üzerinde kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir “0” ve “Dersten sonra beni gör”, uyarısı vardı.

- Neden 0 aldım, diye merakla sordu hocasına çocuk.

- Bu senin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal, dedi hocası.

- Paran yok. Gezginci bir aileden geliyorsun. Kaynağınız yok. At çiftliği kurmak büyük para gerektirir. Önce araziyi alman lazım. Damızlık hayvanlar da alman gerekiyor. Bunu başarman imkânsız. Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm.”

Çocuk evine döndü ve uzun uzun düşündü. Babasına danıştı.

- Oğlum, dedi babası; “Bu konuda kararını kendin vermelisin. Bu senin hayatın için oldukça önemli bir seçim!”.

Çocuk bir hafta kadar düşündükten sonra ödevini hiçbir değişiklik yapmadan geri götürdü hocasına .

- “Siz verdiğiniz notu değiştirmeyin… Ben de hayallerimi…”

(Alinti)